Sağlık Okuryazarlığı ve Sağlığın Geliştirilmesindeki Rolü
Sağlık okuryazarlığı tanımı ilk kez 1974 yılında S.K. Simonds tarafından “Health Education As a Social Policy" (Bir Sosyal Politika Olarak Sağlık Eğitimi) adlı kitapta kullanılmıştır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Avrupa Sağlık Okuryazarlığı Konsorsiyumun 2012 yılında belirlediği sağlık okuryazarlığı tanımı ise bireyin kaliteli bir yaşam sürmek için yaşamı boyunca sağlığını geliştirme, bunu sürdürme adına sağlığıyla ilgili karar alma ve uygulamada; sağlık enformasyonuna ulaşma, anlama ve değerlendirmeyi kapsayan ve okuryazarlık, bilgi, motivasyonu içeren yeterliliklerle bağlantılı bir kavram olarak tanımlamaktadır.
Düşük sağlık okuryazarlığı sağlık enformasyonunu okuma, anlama ve uygulama yeteneğinin olmaması olarak tanımlanır. Düşük sağlık okuryazarlığı tüm farklı yaş ve etnik grupları etkilemektedir. Sağlık okuryazarlığı düzeyini ve düşüklüğünü yaş, cinsiyet gibi bireysel faktörler yanı sıra sosyo-kültürel ve ekonomik faktörler de etkilemektedir. Ayrıca temel okuryazarlık düzeyinin de sağlık okuryazarlığı düşüklüğünü etkileyen temel etkenler olarak belirtilmektedir.
Sağlık hizmetlerinin geliştiği, çeşitlendiği ve karmaşık bir hal aldığı günümüzde, bu hizmetlere erişim ve etkin kullanma günümüz bireyi için bir sorun olmaya başlamıştır. Özellikle içinde bulunduğumuz iletişim çağında birey artık hiç olmadığı kadar yoğun bir şekilde sağlık enformasyonuna erişmektedir. Sağlık enformasyon erişiminde, günümüzde de hala sağlık uzmanları ilk kaynak olsalar da, gelişen ve yaygınlaşan enformasyon ve iletişim teknolojileri modern bireyi sağlık enformasyonu erişiminde başka kaynaklara yönlendirmiştir. Fakat medya ve internette bu kadar fazla enformasyonun erişilir olması bireylerin kendilerini güçlü hissetmelerinin aksine şaşkın ve güçsüz hissetmelerine neden olabilmektedir. Pratikteki bu durum sağlık alanında bireyin lehine farkındalığı geliştirme adına sağlık okuryazarlığının önemi bir kez daha gündeme getirmiştir.
Sağlık okuryazarlığı düzeyinin, birey ve sistem üzerine olmak üzere iki etkisi vardır. Birey düzeyinde düşük sağlık okuryazarlığı sonuçları hastalığın kontrol edilememesi, komplikasyon oluşunda artma, yaşam kalitesinden düşüklük, tedaviye uyumsuzluk ve sağlık hizmetlerinden memnuniyetsizliktir. Ayrıca bu grup insanların, acil servisi daha fazla işgal ettikleri ve koruyucu sağlık hizmetlerinden daha az faydalandıkları görülmektedir. Sistemsel boyutta ise kaynaklar, maliyetler ve yeni programların uygulamasını kapsamaktadır
Sağlık Okuryazarlığı; sağlıklı yaşam yılını ve kalitesini artıran, toplumda sağlık eşitsizliklerini gideren, sağlık profesyonelleri ile uygun iletişim ortamı oluşturarak bireye kendisi ile ilgili karar alma sürecinde daha aktif olmasını sağlayan ve halk sağlığının geliştirilmesinin temel unsurlarından biridir.
Sağlığın korunması ve geliştirilmesinde anahtar bir kavram olan sağlık okuryazarlığının, özelde bireyin genelde ise toplum düzeyinin belirlenmesi ve artırılmasına yönelik araştırmalar, eylem planları ve çalışmalar yapılmaktadır.
Özellikle Sağlık Bakanlığımız son zamanlarda bu alanda hem akademik alana katkı sağlayacak araştırmalar hem de toplumda sağlık okuryazarlığı farkındalığına yönelik gerek bireysel gerek sağlık çalışanlarına yönelik faaliyetler yürütmektedir.
Ülkemizde Sağlık okuryazarlığının düzeyinin tespiti ve bu düzeyi etkileyen faktörleri belirleyen birçok çalışma yapılmıştır.
Tekirdağ Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı tarafından 2023 yılında yapılan “Tekirdağ Sağlık Okuryazarlığı Düzeyi ve İlişkili Faktörler" araştırması sonucu ilimizde sağlık okuryazarlık düzeyi: Yetersiz %13,6; Sınırlı %41,7; Yeterli %29,3; Mükemmel %15,5 olarak tespit edilmiştir.
Sağlık Bakanlığımızın 2018 yılında yapmış olduğu araştırmada ise Ülkemiz genelinde sağlık okuryazarlık düzeyleri: Yetersiz %30,9; Sınırlı %38; Yeterli %23,40: Mükemmel %7,7. Her iki çalışma da göstermektedir ki, ülkemizde toplumda her üç bireyden biri yeterli sağlık okuryazarlığına sahiptir.
Sağlıklı yaşamı teşvik ederek, sağlıklı yaşam bilincinin ve alışkanlıklarının kazanılmasını sağlamak amacıyla sağlık okuryazarlığını geliştirme Sağlık Bakanlığımızın stratejik amaçlarındandır. Bu amaç doğrultusunda ulusal sağlık okuryazarlığı düzeyini yükselterek bireyin sorumluluğunu geliştirmek üzere “Sağlık Okuryazarlığı Ulusal Eylem Planı (2025-2028)" hazırlanmış ve 2025 yılından itibaren ülkemizde uygulamaya başlanmıştır.
(1.GÜN) SAĞLIKLI ANNE SAĞLIKLI NESİL PROGRAMI
GEBE OKULU
Her kadının gebelik, doğum, yenidoğan bakımı ve üreme sağlığı konusunda yeterli eğitim ve bilgi alma hakkı vardır. Anne adayını gebelik döneminde bilgilendirmek bir annelik hakkı olarak değerlendirilmelidir. Gebe okullarının amacı; tüm gebelerin, doğum öncesi, doğum ve doğum sonrası konularında bilgi sahibi olmalarını, bilgilerinin güncellenmesi ve bilinçli doğum yapmalarını sağlamaktır. Anne adaylarına normal doğum eylemi, ağrı yönetimi ve yeni rollerini benimsemesi konusunda bilgi ve beceri kazandırılmaktır.
Gebe ve gebeye doğumda eşlik edecek yakınlarının;
- Gebelik ve doğumun fizyolojik bir süreç olduğu, fizyolojik ve psikolojik değişiklikleri,
- Gebelik ve doğum sürecinde eş ve yakınının desteğinin önemi,
- Doğumun evreleri,
- Doğum ağrısıyla ilaçsız baş etme yöntemleri,
- Gebelik, doğum ve doğum sonu dönemde yaşanabilecek sorunlar ve erken tanısı,
- Gebelikte tehlike işaretlerini ve acil durumlarda izlenecek yollar,
- Normal doğumun anne ve bebek açısından yararları,
- Lohusalık süreci,
- Doğum sonu dönemde tehlike belirtileri ve yenidoğan bakımı konularında bilgilendirilmesi hedeflenmiştir.
Gebeler; bu konularda yeterli bilgiyi İlimize bağlı birinci basamak sağlık kuruluşlarında açılan gebe okulları, kamu hastaneleri bünyesinde açılan gebe okulları, üniversite hastaneleri ile özel sağlık kuruluşları bünyesinde açılan gebe okullarından alabilirler.
ANNELİK YOLCULUĞU
Gebelerin doğum öncesi, doğum ve doğum sonrası konularında bilgi sahibi olmalarını ve bilinçli doğum yapmalarını amaçlıyoruz.
Bakanlığımızın temel önceliklerinden biri, anne ile bebeğin sağlık ve iyilik halini en üst düzeye çıkaracak nitelikli, etkili ve güvenli sağlık hizmetlerinin sunulmasıdır. Bu doğrultuda, Bakanlığımız tarafından geliştirilen ve Normal Doğum Eylem Planı vizyonuyla uyumlu olarak tasarlanan “Annelik Yolculuğu Mobil Sağlık Uygulaması" kullanıma sunulmuştur.
“Annelik Yolculuğu" Bakanlığımızın Türkiye Sağlık Yüzyılı hedefleri doğrultusunda hayata geçirilmiş olup, kadın ve bebek sağlığını merkeze alan dijital bir rehber niteliğindedir. Uygulama; gebelikten doğuma, lohusalıktan 0–2 yaş bebek gelişimine kadar uzanan süreci bütüncül biçimde ele almakta ve kadınların, annelerin ve ailelerin sağlık bilgilerine etkin, doğru ve güvenli bir şekilde dijital ortamda erişimini sağlamayı amaçlamaktadır. Mobil uygulama, Android ve iOS cihazlar için ilgili uygulama mağazalarından ücretsiz olarak indirilebilmektedir.
Bu kapsamda; ilimizde kadın hastalıkları ve doğum alanında faaliyet gösteren kamu, üniversite ve özel sağlık tesisleri ile birinci basamak sağlık kuruluşlarına “Annelik Yolculuğu" mobil sağlık uygulamasının duyurulması ve uygulamanın kullanımının teşvik edilmesi için gerekli tanıtım, bilgilendirme ve farkındalık faaliyetleri yürütülmektedir.
(2. GÜN) SAĞLIKLI ÇOCUK, SAĞLIKLI GELECEK PROGRAMI
Sağlığın korunması ve geliştirilmesi doğrultusunda; çocuklara ve dolayısıyla topluma sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kazandırılması ve sağlık okuryazarlığı düzeyinin artırılması hedeflenmektedir. Sağlıklı bir toplumun temeli sağlıklı çocuklar yetiştirmekle mümkündür. Bu anlayışla Sağlık Bakanlığı ile Millî Eğitim Bakanlığı arasında 18 Nisan 2025 tarihinde imzalanan 'Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek' Okul Sağlığı Hizmetleri İş Birliği Protokolünün bir parçası olan, 'Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek Programı'nın tanıtımı İstanbul'da 50. Yıl Ahmet Merter İlkokulu'nda gerçekleştirilmiştir.
Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek Programı, Türkiye genelinde ilkokul çağındaki çocuklara küçük yaşlardan itibaren sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazandırmayı, çocukların sağlık konularındaki bilgi düzeylerini ve farkındalıklarını artırmayı amaçlamaktadır.
Çocukların aktif katılımını esas alan bu program ile her öğrenci, edindiği bilgileri çevresiyle paylaşan birer “Sağlık Elçisi" olarak yetişecek ve toplumun genel sağlık bilincinin güçlenmesine katkı sağlayacaktır.
Eğitimlerde, çocuklara sağlık bilinci kazandırmak amacıyla
•112 Acil Sağlık Hizmetleri,
•Afet Bilinci,
•UMKE,
•Aile Hekimliği,
•Ağız ve Diş Sağlığı,
•Sağlıklı Beslenme,
•Fiziksel Aktivite,
•Kişisel Hijyen,
•Bulaşıcı Hastalıklardan Korunma konuları hakkında eğitim verilmektedir.
2026-2026 Eğitim-Öğretim yılında 97 bin anasınıfı, 1.2.3. ve 4. Sınıf öğrenci sayısının %10 u aşılarak ilçelerde belirlenen okullarda etkinlikler düzenlenmiştir.
AŞININ YOLCULUĞU
Aşılama, bulaşıcı hastalıkların azaltılması için en yaygın kabul görmüş, en etkin ve en ekonomik girişimdir. Aşı takvimi, Sağlık Bakanlığı'nın güncel tavsiyeleri doğrultusunda düzenli olarak güncellenmektedir. Ülkemizde çocukluk dönemi aşı takviminde 13 farklı hastalığa karşı rutin aşılama uygulaması yapılmaktadır
Aşılar Nerede Uygulanır? Aşılar Ücretli Midir?
Aşı uygulamaları; Aile Sağlığı Merkezleri,Toplum Sağlığı Merkezleri, göç sağlığı merkezleri ve hastanelerde yapılmaktadır. Ulusal Çocukluk Dönemi Aşılama Takvimi'mizde yer alan aşılar çocukluk yaş grubuna ve risk gruplarında yer alan kişilere Sağlık Bakanlığı kurum ve kuruluşlarında ücretsiz olarak uygulanmaktadır.
Ayrıca SUT'ta (Sağlık Uygulama Tebliği) belirtilen risk gruplarına (organ ve kök hücre nakilleri, hemodiyaliz ,immün yetmezlik vb.) grip, pnömokok, Hepatit-A gibi aşılar da reçete edilerek Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmaktadır.
Aşılar Güvenli midir?
Ülkemizde uygulanan aşılar, DSÖ veya Bakanlığımız tarafından onaylanan GMP (İyi Üretim Prosedürleri) kurallarına uygun üretilmiştir.
Ayrıca, kullanılacak aşılar teslim alınıp sahada kullanıma sunulmadan önce, Ulusal Referans Laboratuvarlarımızda da test edilmekte ve teknik şartnamelere uygunluğu kanıtlanan aşıların kabulü yapılmaktadır.
Aşılar üreticiden alınıp aşılanacak kişiye ulaştırılana kadar tüm sağlık kuruluşlarında soğuk zincir sistemi içerisinde (ATS) uygun ısı aralığında korunmaktadır. Aşı Takip Sistemi (ATS); aşının temininden uygulayıcıya ulaşana dek sıcaklık ve stok düzeyini 7/24 izleyen bir soğuk zincir kalite sistemidir. Bu kapsamda aşı dolapları ve soğuk hava depolarının ısıları elektronik ortamda anlık olarak takip edilmekte ve soğuk zincirde herhangi bir kırılma olmaması sağlanmaktadır. Böylece aşıların çocuklara/ bireylere güvenle ulaştırılması sağlanmaktadır.
Soğuk Zincir Önemi
Soğuk Zincir; aşıların üretiminden son kullanıcıya (genellikle sağlık kuruluşunda aşılanan birey) ulaşana dek tüm taşıma, depolama ve uygulama süreçlerinde belirli sıcaklık aralığında (+2°C işe +8°C) muhafaza edilmesini ifade eder.
ÇOCUKLUK DÖNEMİ AŞI TAKVİMİ DEĞİŞTİ
Altı bileşenli karma aşı (DaBT-İPA-Hib –HepB )
14 Nisan 2025 tarihinden itibaren, ülkemizde çocukluk dönemi aşı takviminde kullanılan beş bileşenli karma aşı (DaBT-İPA-Hib) yerine altı bileşenli karma aşı (DaBT-İPA-Hib –HepB ) ( Difteri, Tetanoz, asellüler Boğmaca, inaktif Polio, Hemofilus İnfluenza tip b ve Hepatit B aşısı) uygulanmaya başlanmıştır.
Altı bileşenli karma aşı, beş bileşenli karma aşının sağladığı korumaya ek olarak Hepatit B'ye karşı da koruma sağlamaktadır ve böylece tek bir aşılama ile toplam altı hastalığa karşı ( Difteri, Tetanoz, Boğmaca, Çocuk felci, Hemofilus influenza tip b'nin neden olduğu invaziv hastalıklar, Hepatit B) korunma sağlanmaktadır.
Tdab Aşısı (tetanos, difteri ve asellüler boğmaca)
Ülkemizde 2 Nisan 2025 tarihinden itibaren gebelere Tdab (tetanos, difteri ve asellüler boğmaca) aşısı uygulaması başlanmıştır. Tdab aşısı, Difteri, Tetanos ve Boğmaca hastalıklarına karşı koruma sağlayan bir karma aşıdır. Gebelik döneminde bu aşının yapılması anne adayını bu hastalıklara karşı korurken aynı zamanda doğacak bebeğinin de korunmasını sağlayacaktır.
Tdab aşısı, Bağışıklama Danışma Kurulu tavsiyesine uygun olarak gebeliğin 18-24. Hafta döneminde uygulanacaktır. Yapılan pek çok araştırma, Tdab aşısının gebelikte uygulanmasının güvenli olduğunu göstermektedir.
48. Ay Suçiçeği Aşısı Uygulanması
Suçiçeği aşısının tek doz uygulanmasıyla suçiçeğine bağlı ölümler ve hastane yatışları
önlenebilirken, hastalığın tamamen önlenebilmesi ve virüs dolaşımının etkin kontrolü için ikinci doz suçiçeği aşısının uygulanması ve yüksek aşılama kapsayıcılığına ulaşılması büyük önem arz etmektedir.
Buna istinaden; 1 Eylül 2026 tarihi itibarıyla tüm Türkiye'de, 48. ayda suçiçeği ikinci doz aşısı uygulanmaya başlatılacaktır.
Aşı ile önlenebilir hastalıklardan korunmak her bireyin ihtiyacı ve hakkıdır.
Aşılama her çocuk için yaşamsaldır, her çocuğun sağlıklı ve hastalıksız yaşama hakkı vardır. Çocuklarını aşılatmak ebeveynlerin en önemli sorumluluklarından biridir.
Aşılar sadece bireyi değil, toplumu da korur. Onun korunması sizin kararlılığınıza bağlıdır.
TEKİRDAĞ UYUŞTURUCU BAĞIMLILIĞI BİLGİ NOTU
Uyuşturucu sorunu tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de ciddi bir sorun haline gelmiştir. İlimizin coğrafi konumu, uluslararası deniz taşımacılığı yapılan limanlara sahip olması ve İstanbul gibi büyük bir metropole komşu olması nedeniyle yasadışı uyuşturucu ticareti için hedef haline gelmektedir. İlimizde 2024-2028 Uyuşturucu ile Mücadele Ulusal Strateji Belgesi ve Eylem Planı doğrultusunda İl Valiliğimizin başkanlığında ilimizde bulunan kamu kurum ve kuruluşlarının desteği ile uyuşturucu ile mücadele yerel eylem planı hazırlanmış ve uygulamaya geçilmiştir. Eylem planı kapsamında uyuşturucu arzının önlemesi, uyuşturucuya olan talebin önlenmesi, uyuşturucu ile mücadele sürecinin koordinasyonu ve uyuşturucu ile mücadelede iletişim başlıkları altında önemli çalışmalar yürütülmektedir.
Uyuşturucu arzının önlenmesi kapsamında İl Jandarma Komutanlığımız, İl Emniyet Müdürlüğümüz ve ilgili diğer birimlerimiz tarafından uluslararası ve ulusal boyutlarda yasadışı uyuşturucu ticaretine yönelik çok kapsamlı ve etkili operasyonlar yapılmakta ve uyuşturucu ticaretine yönelik büyük bir mücadele verilmektedir.
Uyuşturucuya olan talebin önlenmesi kapsamında kamu kurum ve kuruluşlarımız tarafından uyuşturucu ile mücadele sürecinde halkımızı bilinçlendirmek, uyuşturucu madde kullanımına başlamayı önlemek ve toplumda uyuşturucu ile ilgili farkındalık oluşturmak için ciddi çalışmalar yürütülmektedir. Bu kapsamda alanda çalışan uzmanlar, psikologlar, sosyal çalışmacılar, ve konuyla ilgili çalışan diğer meslek grubundaki çalışanlarımız tarafından aile hekimleri, aile sağlığı elemanları, öğretmenler, öğrenciler, muhtarlar, öğrenci velileri, okul yöneticileri, okullarda görevli güvenlik personeli, ev hanımları, cezaevindeki mahkumlar, denetimli serbestlik müdürlüğündeki yükümlüler ve askeri birlikteki er ve erbaşlara madde bağımlılığından korunma, bağımlılık süreci, madde bağımlılığında tedavi ve madde bağımlılığında ebeveynlerin rolü gibi konularda eğitimler verilmektedir.
İlimizde madde kullanan kişilerin tedavileri için Çorlu Devlet Hastanesi AMATEM Servisi ve Tekirdağ Devlet Hastanesinde uyuşturucu bağımlılığı ve madde bağımlılığı bulunan kişilere yönelik hem ayaktan hem de yatarak tedavi hizmetleri sunulmaktadır. Ayrıca il Sağlık Müdürlüğümüze bağlı bulunan sağlıklı hayat merkezleri, ilçe sağlık müdürlükleri ve Türkiye Yeşilay Kurumuna bağlı olarak hizmet veren YEDAM birimlerinde madde kullanan kişi ve ailelerine danışmanlık hizmetleri ücretsiz olarak sunulmaktadır.
İlimizde Uyuşturucu ile Mücadele Sürecinin Koordinasyonu ve Uyuşturucu ile Mücadelede iletişim kapsamında İl Valimiz Vali Yardımcılarımız, İlçe Kaymakamlarımız, Bağımlılıkla Mücadele İl ve İlçe Koordinasyon Kurulu üyelerimiz tarafından düzenli aralıklarla uyuşturucu ile mücadele alanında toplantılar, seminerler ve farkındalık oluşturmaya yönelik çalışmalar yapılmaktadır.
Arz ederim.
3-9 Eylül Halk Sağlığı Haftası
'SAĞLIKLI YAŞ AL, SAĞLIKLI KAL'
Sağlıklı yaşlanma; hastalıkların olmadığı bir yaşamdan öte, bağımsızlığın, hareketliliğin ve yaşam kalitesinin korunmasıdır.
Sağlıklı yaş almak için;
*Hareketli Olun
Günlük fiziksel aktivitenizi artırın, düzenli yürüyüş ve yaşınıza uygun egzersizler yapın.
*Dengeli Beslenin
Sebze ve meyvelerden zengin, yeterli ve dengeli bir beslenme düzeni oluşturun. Tuz, şeker ve doymuş yağ tüketimini sınırlayın.
*Yeterli Su İçin
Susamayı beklemeden gün boyunca yeterli miktarda su tüketin.
* Sağlığınızı Kontrol Ettirin
Düzenli sağlık kontrollerinizi yaptırın; tansiyon, kan şekeri ve diğer risk faktörlerinizi takip edin.
* Zihninizi Aktif Tutun
Kitap okuyun, yeni şeyler öğrenin, sosyal ilişkilerinizi sürdürün ve zihinsel olarak aktif kalın.
*Tütün Ürünlerinden Uzak Durun
Sigara ve diğer tütün ürünlerini kullanmayın; pasif içicilikten de kaçının.
😴 Kaliteli Uyuyun
Düzenli uyku alışkanlığı edinin ve yeterli dinlenmeye zaman ayırın.
*Sosyal Hayatınızı Sürdürün
Aileniz, arkadaşlarınız ve toplumla olan bağlarınızı güçlendirin.
“Yaş almak kaçınılmaz, sağlıklı yaş almak ise mümkün!"

(7.GÜN) KANSERDE ERKEN TEŞHİS HAYAT KURTARIR
Kanser, dünyada ve ülkemizde ölümlere sebep olan hastalıklar arasında kalp ve damar hastalıklarından sonra ikinci sırada yer alan önemli bir halk sağlığı problemidir. Sağlık sorunlarının yanı sıra, maddi ve manevi yönden uzun süreli mücadele gerektiren bir hastalıktır. Yüksek tedavi maliyetleri nedeniyle ülkelerin ekonomisini de olumsuz etkilemektedir.
Dünya Sağlık Örgütü'nün 2022 yılı verilerine göre; ilgili yılda küresel bazda 19.9 milyon yeni kanser vakası tespit edilmişken, hastalığa bağlı 10 milyona yakın ölüm gerçekleşmiştir. Dünya genelinde, 75 yaşına kadar her 5 kişiden 1 kişinin kansere yakalanacağı ve her 10 kişiden 1'inin ise kanser nedeniyle hayatını kaybedeceği tahmin edilmektedir. Dünyada ve ülkemizde ilk sıralarda yer alan kanser türleri akciğer, meme ve kolorektal kanserler olarak benzerlik göstermektedir.
Gelecek yıllarda dünya nüfusunun artması, yaşlanması ve kansere yol açabilecek risk faktörlerine daha çok ve uzun süre maruz kalınması ile birlikte gerek tanı konacak kanser olgu sayısının gerekse bahsi geçen hastalığa bağlı ekonomik, sosyolojik ve psikolojik yükün artması beklenmektedir.
Kanserlerin %90'ı çevresel, %10'u ise genetik faktörlere bağlı olarak gelişmekte olup çevresel faktörler arasında yer alan tütün kullanımı, alkol tüketimi, fazla kilolu ve/veya obez olma ve enfeksiyonlar ile etkin mücadele yoluyla %30-%50 oranında önlenebileceği bilinmektedir. Risk faktörleriyle mücadele edilmek suretiyle ortaya çıkması önlenebilen, erken teşhis edildiğinde etkin tedavi edilerek yaşam kalitesi artırılabilen kanser türleri göz önüne alındığında farkındalığın, kanser belirtilerini bilmenin ve tarama faaliyetlerinin önemi ortaya çıkmaktadır.
Bu bağlamda, ülkemiz açısından önemi giderek artan kanser hastalığına karşı halka farkındalık oluşturmak, sunulan sağlık hizmetlerini tanıtmak ve taramalara katılımı artırmak için çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir. Bu etkinlikler, kanser mücadelesinde önemli bir yer tutmaktadır.
Ülkemizde yürütülen Ulusal Kanser Tarama Programları
Meme kanseri taraması; 40-69 yaş arasındaki kadınlarda yılda bir kez klinik meme muayenesi, 2 yılda bir mamografi ile yapılmaktadır.
Rahim ağzı kanseri taraması; 30-65 yaş arasındaki kadınlarda 5 yılda bir HPV-DNA testi ile yapılmaktadır.
Kalın bağırsak kanseri taraması; 50-70 yaş arasındaki kadın ve erkeklerde 2 yılda bir Gaitada Gizli Kan Testi (GGK) ile yapılmaktadır. Bu kişilerin 10 yılda bir kolonoskopi yaptırması önerilmektedir.
Bakanlığımızın koruyucu ve önleyici faaliyetleri içerisinde önemli bir yeri olan kanser taramaları; Toplum Sağlığı Merkezlerine (TSM) bağlı olarak hizmet veren Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezlerinde (KETEM), Sağlıklı Hayat Merkezlerinde (SHM), Aile Sağlığı Merkezlerinde (ASM) ve Mobil Tarama Araçları ile de kişilerin bulundukları yerlerde ücretsiz olarak yapılmaktadır.
Tarama sonrasında pozitif ya da şüpheli bulunan kişiler, tarama sonrası teşhis merkezlerine yönlendirilmekte ve ileri tetkikler yapılmaktadır. Teşhis ve tedavi hizmetleri ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşları tarafından verilmektedir.
Bununla birlikte halkı bilgilendirme, bilinçlendirme ve farkındalık oluşturma çalışmalarının yılın bir haftası ile sınırlı tutulmayıp yıl boyunca sürdürülmesi kanser mücadelesinde önemli kazanımlar sağlayacaktır.
#ErkenTanıAlSağlıklaKal
#RisktenKaçınKanserdenKorun